sizi bilmem, ama ben severim sessiz ve sakin bir anda duymayı ezan sesini.
akşamüstüdür, günün en dingin zamanı... eve dönüş telaşı ve kalabalık dinmiştir halihazırda. ya da başka diyarlara zaten doğmuş olan gün doğuyordur bu sefer de İstanbul'a. ışık sessizce süzülürken karanlığın içine, bir kuş sesleri vardır kulaklara şenlik, bir de ezan sesi. o bitmek bilmez, kendini tekrarlayan melodi. ve dinginlik. kulaklara şenlik.
yok hayır, bu dini bir sevda değil sevgili okur. bu bir güzellik sevdası ta içimde duyduğum ve her fırsatta keyfine doyduğum. beklenmedik bir anda denizde dansını gördüğünüz güneş ışınlarındaki güzellik bu. keyifli bir anınızda o tanıdık şarkıyı uzaklarda biryerlerde çalarken duymak gibi bunun verdiği his. bazen gülümseten, bazen hüzünlü...
bir de istanbul'a çok yakışan bir ses bu ezan sesi. kulakları tırmalayacak derecede yüksek ve baskın. ağır, demirden bir top gibi. ve kesinlikle akıcı, su gibi, deniz gibi. istanbul'un boğazı gibi.
hele de hafif bir ruzgar varsa yüzünde kıpraşan, deniz kokusu varsa havada, bir sahil kenarında mesela, bir de renklerin en güzeli, parlament mavisiyse hava... daha da bir güzel gelir ezan sesi.
için ürperir.
kim bilir, belki etkisindendir bu güzelliğin, belki de sadece üşüdüğünden.
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Mayıs 23, 2009
Cumartesi, Mart 07, 2009
Heidenroslein
Sah ein knab' ein röslein stehn,
Röslein auf der heiden,
War so jung und morgenschön,
Lief er schnell, es nah zu sehn,
Sah's mit vielen freuden.
Röslein, röslein, röslein rot,
Röslein auf der heiden.
Knabe sprach: ich breche dich,
Röslein auf der heiden!
Röslein sprach: ich steche dich,
Daß du ewig denkst an mich,
Und ich will's nicht leiden.
Röslein, röslein, röslein rot,
Röslein auf der heiden.
Und der wilde knabe brach
's röslein auf der heiden;
Röslein wehrte sich und stach,
Half ihm doch kein weh und ach,
Mußt es eben leiden.
Röslein, röslein, röslein rot,
Röslein auf der heiden.
Törkiş:
Bir çocuk bir goncagül gördü,
Kırdaki goncagül,
O kadar genç ve sabahgüzeliydi ki o
Hızlıca koştu çocuk ona yakından bakmak için
Pek sevinerek izledi onu.
Goncagül, goncagül, goncagül kırmızı,
Kırdaki goncagül.
Çocuk konuştu: seni koparırım,
Kırdaki goncagül!
Goncagül konuştu: ben de seni öyle iğnelerim ki,
Hep beni düşünürsün sonra,
Ve izin vermem bunu yapmana.
Goncagül, goncagül, goncagül kırmızı,
Kırdaki goncagül.
Ve yaramaz çocuk kopardı
Kırdaki goncagülü;
Goncagül savundu kendini ve iğneledi çocuğu,
Ama o bana mısın demedi, ne bir ah dedi ne de bir vah,
Boyun eğmek zorundaydı yani goncagül.
Goncagül, goncagül, goncagül kırmızı,
Kırdaki goncagül.
Röslein auf der heiden,
War so jung und morgenschön,
Lief er schnell, es nah zu sehn,
Sah's mit vielen freuden.
Röslein, röslein, röslein rot,
Röslein auf der heiden.
Knabe sprach: ich breche dich,
Röslein auf der heiden!
Röslein sprach: ich steche dich,
Daß du ewig denkst an mich,
Und ich will's nicht leiden.
Röslein, röslein, röslein rot,
Röslein auf der heiden.
Und der wilde knabe brach
's röslein auf der heiden;
Röslein wehrte sich und stach,
Half ihm doch kein weh und ach,
Mußt es eben leiden.
Röslein, röslein, röslein rot,
Röslein auf der heiden.
Törkiş:
Bir çocuk bir goncagül gördü,
Kırdaki goncagül,
O kadar genç ve sabahgüzeliydi ki o
Hızlıca koştu çocuk ona yakından bakmak için
Pek sevinerek izledi onu.
Goncagül, goncagül, goncagül kırmızı,
Kırdaki goncagül.
Çocuk konuştu: seni koparırım,
Kırdaki goncagül!
Goncagül konuştu: ben de seni öyle iğnelerim ki,
Hep beni düşünürsün sonra,
Ve izin vermem bunu yapmana.
Goncagül, goncagül, goncagül kırmızı,
Kırdaki goncagül.
Ve yaramaz çocuk kopardı
Kırdaki goncagülü;
Goncagül savundu kendini ve iğneledi çocuğu,
Ama o bana mısın demedi, ne bir ah dedi ne de bir vah,
Boyun eğmek zorundaydı yani goncagül.
Goncagül, goncagül, goncagül kırmızı,
Kırdaki goncagül.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)